30 Ağustos 2012 Perşembe

şiir -00001


en kırık dökük yerinde ömrün,
pes etmişken hayata,
nasıl çıktığını hatırlıyorum da,
neden çıktın karşıma!
tam da küsmüşken…
tam da düşmüşken sabahsız gecelere,
“bi ben miyim?” diye sorarken 
penceresiz duvarlara.
sen mi yaktın ışığı?
sen miydin seslenen?
demek buldun beni, 
bu karmaşık 
ve 
güzel şehrin,
en kadim semtinde!
tadına doyumsuz,
bi dost sohbetinde.
o yumuşacık bakışınla,
uslanır mı bu nasırlı yürek?
kapanır mı bu kan revan yara,
kopar mı içimden…
hem de en derinden!
bitmez dediğim bu kabustan,
atamadıklarımdan,
kader gibi alnıma yazılan
bu daracık karanlık sokaktan.
çağırsan
belki korkumdan.
düşüp bayılacak gibi titreyip,
bi an tereddüt edip.
“dur bekle!”
“geliyorum ben de!”
diyecek miyim?
nasıl yaptığını ben bilirim de, 
ne yaptığını biliyor musun?
söylediğin şarkılar değil,
anlamadan dinlediğim.
utanıp bakamadığım,
güzelliğin değil. 
kendin, dupduru kendin!
o gece anladım sendin.
“kim bu adam?” demedin.
bana göz değmemiş 
bi sabah verdin.
şimdi ilk kez görüyormuş gibi
bakarken güneşe,
içimde salakça bi neşe,
hatta nanik atıp geçmişe!
teşekkür ediyorum sana, 
beni hatırlattığın için bana!
artık biliyorum ki… 
kucağımızda yaşadığımız acılar,
bitmeyen, usandıran sancılar
ve 
bizim gibi hancılar,
kim bilir kaç yolcuyu daha uğurlayıp,
ruhumuzu gözyaşlarımızla yıkayıp,
kalkacağız her düştüğümüzde!
paylaşmaktan korkmadan,
sevmekten bıkmadan,
vazgeçmeyeceğiz bu ortaklıktan!


28.07.2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder