götümden uydurduğum aşklar yaşıyorum...
el "heyecanıyla" terliyor avuçlarım.
kendi kendime gelin güvey olup,
düğün bayram ediyorum utanmadan!
başkalarının sevdalarını çalıyorum,
müebbet yalnızlığıma merhem olsun diye!
hiç tanımadığım bi sevgilim var.
ne sesini duydum,
ne ellerinde eridi
buz gibi çirkinliğim!
her akşam buluşuyoruz Taksim'de.
önce bi yemek
ardından bi yudum konyak, bi fincan kahve!
adını sormadım,
biliyorum...
söylemez bana
sorsam da...
o birine fısıldamış bi kere,
o biri de, yazmış yüreğine...
yüzü aklımda,
gözlerim kapalı olsa da...
her akşam ona götürür yollar beni,
her sabah kapısından geçerim...
buyur etmez içeri,
taş olur yüreğim!
yalan aşklarımdan,
sahici acılar yaratıp,
başkasının ateşlerinde yanıyorum!
kurunun yanındaki yaş misali...
ve
üçüncü tekil şahıstan öte gitmeyen gölgemle!
hiç olmayan sevgilimin,
hiç dinmeyen hasretini,
bin yıldır söylenen türkülerde dindiriyorum!
ne dağları deliyorum,
ne çölleri aşıyorum...
kendi ellerimle sapladım bu hançeri,
benim sandığım yüreğime!
her yalana,
sapına kadar gerçek bi ömür veriyorum!
24.08.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder