yağlı
ellerimle tuttuğum,
çay
bardaklarında bıraktım
kırk
beş yılın izlerini...
büyüdüm,
büyüdüm
de ne oldu?
başım
göğe mi erdi!
nereye
erdi bilmem ama,
neyle
büyüdüm bilirim…
ne
güzel acılardı onlar,
ne
şerefli mağlubiyetlerdi!
acıta
acıta büyüttü bizi!
neleri
kaybetmedik ki…
neleri
ertelemedik,
ne
ıskalar geçtik!
ama
korkudan eser yok şimdi…
aramaktan,
ağlamaktan
kör
olmuş gözlerimizde.
daha
kötü ne olabilir be…
karanlıktan
daha mı siyah,
kuyudan
daha mı derin!
nasırlaşmış
ve korkusuz
yüreklerimizde,
hiç
bitmeyen aşklar,
unutulmayan
sevgililer
ve
hayalperest
çocuklar
fink
atıyor!
kapı
gibiyiz şimdi.
top
atsan yıkılmaz misali...
top
atsan yıkılmayız,
bi fiskeyle yerle bir..!
20.09.2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder