13 Aralık 2012 Perşembe

şiir 63928

çok geç kalmış olabilirim.
korkarım ki,
tepeden tırnağa
yanlış olabilirim.
ne bir iz,
ne bir ışık...
kör bir yolcu gibi,
kaybolmuş olabilirim!
sahte adreslerim var
ve
yalancı tariflerim.
çıkmaz yollara çıkar
bütün ümitlerim.
yalan bir aşkın peşinde,
ölesiye koşmaktan,
yorulmuş olabilirim...
ellerim kan içinde,
yüreğim katran karası...
göğü yırtan bir çığlık gibi,
bitmiyor yarası!
günlerce
ve
sessizce,
hem de kendi içime,
kimseler görmeden
kanamış olabilirim!
pis duvarlarına baka baka;
oldukça çaresiz
ve
son derece edepsiz
bir dilenci edasıyla adımlıyorum,
penceresiz hücremi.
cezam belli,
suçum sabit!
infazımı bekliyor olabilirim...
bir adımda ölüm,
bir adımda yokluğunla
sevişiyor olabilirim.
tut beni ey peri!
pişmanlıklara bata çıka...
değişiyor olabilirim!

13.12.2012



29 Kasım 2012 Perşembe

şiir 51847


diş ağrısı gibi
ya da
elin yanar da,
izi kalır ya hani...
hiç geçmedin bende!
aşamadım seni...
en kanlı yenilgimsin.
en köhne gençliğim!
en karanlık gecemsin.
en soğuk hazanım!
kan kustuğum kavgam,
dinmeyen ağlamamsın!
hiç bir radyo çalmadı...
en tuttuğum şarkıydın!
sen değil, kimse duymadı,
en uzun çığlımdın!
hiç benim olmadın,
en eksiğimdin...
ah be güzel kadın,
sen benim en sevdiğimdin!

30.11.2012

12 Kasım 2012 Pazartesi

şiir 77777

teker üstü bi hayat benimki.
şosede giden bi külüstürün 
arkasında oturuyorum...
ardımda toz duman,
önümde zifir karanlık!
yıldızsız bi gecede,
ışık arıyorum beyhude...
benzinim tükeniyor,
menzilin sonu yakın.
güdük hevesler peşinde sürüklenip,
yalan aşklara yanmışım yol boyu...
ne durup soluklanacak bi konak,
ne de varacak bi istasyonum var!
yolda geçmiş bi hayat benimki.
hiç bi yere giden uzun bi yolun,
hiç bi yerinde bitecek kadar 
zamanım kaldı şimdi!
kurumuş fidanlarıma bakıyorum
ve
ağlıyorum...
kimi yapraklanmış da solmuş,
kimi en taze yerinde tükenmiş, 
umutlarımın! 
buldukça yitirdiğim,
kaçtıkça tutulduğum,
sevdikçe itildiğim 
kancık bi hayat benimki!

hiç yaşanmasa olurmuş...
hiç yaşanmış!
ah, ne yazık!

13.11.2012

27 Ekim 2012 Cumartesi

şiir 21679

sen...
gülsün.
seni sevmek,
gülmek demek.
sen...
güneşsin sevgili!
seni sevmek,
aydınlık demek!
sen...
ateşsin!
seni sevmek,
yanmak demek!
sen...
çok güzelsin.
seni sevmek,
aşk demek!
sen...
sevgilisin.
seni sevmek,
bi ömür vermek!
sen...
nefessin sevgili.
seni sevmek,
yaşamak demek!
sen...
uzaksın...
seni sevmek,
beklemek demek!
sen...
ah!
sen...
seni sevmekten değil,
senden vazgeçiyorum!
vazgeçmek,
ölmek demek...

27.10.2012

22 Ekim 2012 Pazartesi

şiir 48371

ya sev,
ya öl.
ama sakın sığınarak yaşama!
ne bi insana,
ne de seni acıtan bi aşka!
savaşırsan kazanırsın
ve
kaybedeceksen eğer,
dövüşerek ver canını!
yıkılma ama...
zangır zangır titre geceler boyu!
zehir olsa sevgili,
bırak damarlarında dolaşsın.
bırak parçalansın yüreğin...
her bir parçası
zaten sevgilinin:)
korkma!
sus
ve
git!
unutma!
korkmazsan
ve 
affedersen
ve
seversen
adam olacaksın bu dünyada!

21.10.2012




26 Eylül 2012 Çarşamba

şiir 95713

bi şarabın kırmızısı...
bi de, 
yanında yersiz yürümenin
ince sızısı yıkar beni...
kül rengi akşamlardır
kapımda ölen
ve
sabahların getirdiği
her yeni umut tüketir beni!
tek bi nefes almadan biten
bıçak yarası gecelerdir,
sırtımda taşıdığım kamburum!
ne çanı çalabildim,
ne Esmeralda'ya kavuştum...
kimseler bilmesin diye,
öyle derine gömdüm ki seni.
kendimi de,
seni de unuttum!
hiç ötmeyen bülbüllerin bahçesinde,
hiç konmadığım bi gülün dalısın.
uzaksın...
belki de tuzaksın!
her düştüğümde, 
seni bulduğumu sandığım.
hayalini yasaklayıp yüreğime,
öldüren sahiciliğine tutuldum!
bi kırıntı peşinde koşan serçe misali,
kurumuş bi çiçek kadar çaresiz
ve
aç bebekler gibi ağladım!
bi türkünün, hep aynı yerinde...
"Nuh'a haber eyleyin de, gelsin de tufan görsün"
istemem artık!
ne sev beni, benim gibi.
ne içimdeki bu volkan sönsün! 

27.09.2012

Mazlum Çimen'e sonsuz saygı ve sevgilerimle...

24 Eylül 2012 Pazartesi

şiir 24912

ben senden,
"git" dediğin gün gittim.
kıştı...
yazdı...
bahardı...
ne fark ederdi?
mevsimim koyu kırmızı bi kederdi!

ben senden,
"kal" dediğin gün gittim.
anladım ki
ne bekleyen sendin,
ne benden geriye kalan
bendim!

ben senden,
bi gece yarısı gittim.
elimde kırık dökük bi aşkla...
Keloğlan'ın heybesi gibi vurup sırtıma.

ben senden,
bi şafak vakti gittim.
gözümü kırpmadan bekleyip sabahı,
kendi zavallı halime güldüm!

ben senden,
şehrin en güzel yerinde gittim.
o yüzden bilirim,
en güzel acıtan semtlerini
İstanbul'un!

ben senden,
seni en çok severken gittim.
senden nefret etmemek,
sana küsmemek için!

ben senden,
hiç gidemediğimi
anladığımda gittim!
ne yerim vardı yanında,
ne ismim, cismim!

ben senden,
çok gittim...
her geri gelişim,
biraz daha götürdü beni!


24.09.2012

Kazım Koyuncu'nun güzel ruhu şad olsun!




22 Eylül 2012 Cumartesi

şiir 01985

kaç leşi var bilir misin?
kaç cinayet
ve
nihayet!
bu gece rastladım
o salak çocuğa...
ağlıyordu yine.
aldırmadan soğuğa!
yalan bi aşkın peşinde,
aynı çığlık dilinde
ve
göğsünü delen aynı bakış...
bu ne bitmez yakarış!
yaralanmış yine,
aç yüreği soluksuz.
her cani gibi onursuz!
sürüklüyordu,
berbat kaderini İstiklal Caddesi'nde.
ne bi isyan
ne bi talep.
her sona razı,
çökmüşken gecenin ayazı!
aynı yüzsüzlükle
hiç bi şey dilenen,
uykusuz bi dlenci...
kırıldıkça direnci,
daha bi sıkı sarılmış
aynı hayale!
çok da komik üstelik,
bu haliyle...
yine inanmış
kendi söylediği yalana.
izin vermiş bu kahreden talana!
karşımda titriyordu,
henüz bitmiş işi
ve
yine nefes alamıyordu!
zor aldım elinden,
buruşuk bi kağıtla,
çoktan tükenmiş bi kalemi!
az daha ihbar edecekti kendini.
"bana anlat" dedim...
kussun
ve
açılsın istedim.
en iyi bildiği şeyi yapıyordu...
konuşsa ölecek oracıkta,
ölümüne susuyordu!
yine çaresiz,
yine gereksiz
ve
hala çok yeteneksiz!
eli kanlı bi katil.
şuursuz bi tetikçi!
hala salak
ve
daha cahil!
ve
her katil gibi,
dönmüştü cinayet mahalline.
gidemiyor ki başka bi yere!
yüreğindeki aşkı öldürmüş...
tepeden tırnağa aşıkken yine!
üstü başı kan içinde...
Pera'da çıktı karşıma.
gözünü bile kırpmadan baktı bana!
ne pişmanlık
ne içini kemiren bi keşke...
öyle hazırdı ki başına gelene.
gizlemedi bile ellerini,
üzerindeydi hala cinayet aleti.
üzerinde ne kelime!
yüreğindeydi o paslı bıçak
ve
kan gölüydü yürüdüğü sokak.
korkuyordu yine beyinsiz korkak!
her cinayet aynı şekilde...
kurban yine yaşıyorken
en sevilesi haliyle!
kendini öldürmüştü bizim ahmak!
ne polis peşinde,
ne mahkum olmuş bugüne dek.
ya nefs-i müdafaadan yırtmış,
ya da
hep şartlı tahliye!
yemin de vermiş,
"bi daha asla!" diye...
ayaküstü sustuk
ve
yürüdü gitti!
konuşsa, diyecekti...
"tamam, bu da bitti!"


22.09.2012

20 Eylül 2012 Perşembe

şiir 02012

korkmuyorum artık.
sesin çınlıyor kulaklarımda!
yüzün aklımda...
adresini aldım Tatavla'nın kaldırımlarından.
bi martı çığlığı uzaktasın bana...
bi de,
bi kestirme buldum kendime.
kimselere söylemem!
vaktim çok yürüyeceğim ben:)
nefesimi kesen yokuşlarında,
beni bekliyor tantiğim.
soluklanıp,
iki yudum ev likörü içerim
ruhum üşüse...
üç beş köpek yolumu kesse, 
sığınırım bi kahveye...
ya da,
köşedeki börekçiye!
eskimiş bi saat gibi,
geç kaldım yine...
yağmur içime yağıyor,
Feriköy'ü seller almış.
sarhoşum.
yıkıla yıkıla Eşref Efendi'den,
Pangaltı'ya çıkıyorum.
Garbis mi koydu gene rakıları?
hiç geçmez O'nun sarhoşluğu.
Kristin görse kesin dalga geçer:)
yüzler yürüyor yanımda,
ayaksız
ve 
gövdesiz...
mangal yürekli.
hepsini tanıyorum!
bin yıllık akrabalarım.
hasretle sarılıyorum yüzlerine...
yüzlercesine!
ahpariğim güzel sesiyle
şiir ağlıyor yüreğime!
Diko!
tut elimi...
yüküm ağır
ve
yorgunum
ve
tükendim,
kardeşim!
sancım sızlıyor akşamları!
sabahleyin,
unutuyorum hepsini şerefsizim.
tıpkı Çeto'nun balıkları gibi!
sadece akşamları ağlıyorum.
türkü dinlerken...
...Talin gibi!
keşke,
öyle güzel ağlasam.
bin yıl ağlarım!
koca bi aşkı öldürmüşüm bu yürekte!
bu cansız bedenle,
bu cesedi nasıl taşırım..? 
yüreğimi Liz'in minik ellerine bıraktım...
hayalet bi troleybüs'e bindim Osmanbey'den.
kesin garaja gider!
nasılsa mahalleden geçecek.
Ardaş abi'ye rastlarım,
Garen'i sorarım.
olmadı Yeran'lara uğrarım, 
Sinan'ı da göresim gelir.
belki Karin'ler evdedir...
Varbet'le oturup çay içerim dernekte,
o da mı zor!
sen buraları bana sor...
bin kere gelsen dünyaya
ve
bi kere düşse yolun buraya,
anlarsın beni!
biter oyun.
alkış kıyamet 
ve
selamlarım İstanbul'u...
Anadolu'yu...
dünyayı!
yine yanlış yerde eğilip,
tıpkı bi dıngıl gibi...
perde son kez kapanır bana.
dizlerim titrer son kez
ve
salon dolmuş mu diye bakarım.
Mirella, Sayat, Arden 
bana bakar,
en tekniğinden!
iki yudum viskiyi paylaşırım baron Vahriç'le...
Selin seslenir uzaktan,
"haydi Ortak! ayağa kalk..."
 Son Durak burası!




14 Eylül 2012 Cuma

şiir 80794

içine düştüğüm karanlık,
ne güneşi gösterir bana!
ne seni...
ne kendimi!
bu geçmeyen körlük,
zaman zaman vurur başıma!
yalnız kaldıkça
bi firavun gibi...
dört duvara mahkum,
bi müebbet gibi!
en azılısı şartlı tahliyeden
kurulur gönlünün baş köşesine de...
ben sensizliğe hükümlü,
cezamı çekerim.
kurumuş boğazım yutkunamazken,
en ayyaşına sunarsın ab-ı hayatı!
dağı delsem sana varamam.
yüreği felçli bi haydut,
tutar ellerini tek bi adım atmadan!
adına türküler yaksam duymazsın.
kalbi lal olmuşlar dolar diline o güzel adını.
senin alevinle pişirirken bu ahmak gönlümü,
tutuşup yansam umurun olmaz!
çiğ kalmışlar doyurur aç kalmış ruhunu...


14.09.2012

4 Eylül 2012 Salı

şiir 01967

bazen,
yazıp yazıp silerim şiirlerimi...
ya vakitsiz
ya yersiz
ya da
yetersiz 
gelir bana! 
atarım ta içime,
en derine...
belki bi gün sonra,
belki de bi yıl...
kopup kopup gelirler
yüreğimin ağzına:)
yüreğim ağzımda,
pür telaş;
ateşler içinde
yazarım yeniden.
belki, 
başka bi yüreğe
dokunurum diye...

yaralı bi serçeyi besler gibi 
yazarım...
çiçeğe su verir gibi...

yakıcı güneşleri,
bi kadeh rakıda söndürür gibi 
dökerim kağıda kelimeleri.
çığlıklar atarım,
haykırırım! 
sessizce...
kendimce...

bin yıllık bi türküye ağlar gibi 
yazarım.
insanlık kadar eski aşklara yanar gibi... 
ağıttır hiç olanıma!
hoyrat ve berduş bi rüzgarın kırdığı 
dallarımdır
şiirlerim!
yaşayamadıklarımdır...
içimde ölenlerin
mevlidi,
helva duasıdır!
umutlarım,
korkularım
ve
içime döktüğüm göz yaşlarımdır!

benim şiirlerim...
bazen,
yüreğimden uçurduğum 
umut kuşum!
bazen,
kafama sıktığım son kurşun!
ve
kimsenin bilmediği
susuşumdur.

siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz..!


05.09.2012
Ahmet Kaya'ya özlem dolu teşekkürlerimle!


30 Ağustos 2012 Perşembe

şiir -00148

sen benim duyduğum
en büyük,
en güzel,
en çok kandığım
yalandın!
dönüp bakıyorum da arkama,
diyorum ki...
ulan helal olsun bana!
çocuk bile kanmazdı.
ben ne de güzel inandım!


25.09.2011

şiir -00001


en kırık dökük yerinde ömrün,
pes etmişken hayata,
nasıl çıktığını hatırlıyorum da,
neden çıktın karşıma!
tam da küsmüşken…
tam da düşmüşken sabahsız gecelere,
“bi ben miyim?” diye sorarken 
penceresiz duvarlara.
sen mi yaktın ışığı?
sen miydin seslenen?
demek buldun beni, 
bu karmaşık 
ve 
güzel şehrin,
en kadim semtinde!
tadına doyumsuz,
bi dost sohbetinde.
o yumuşacık bakışınla,
uslanır mı bu nasırlı yürek?
kapanır mı bu kan revan yara,
kopar mı içimden…
hem de en derinden!
bitmez dediğim bu kabustan,
atamadıklarımdan,
kader gibi alnıma yazılan
bu daracık karanlık sokaktan.
çağırsan
belki korkumdan.
düşüp bayılacak gibi titreyip,
bi an tereddüt edip.
“dur bekle!”
“geliyorum ben de!”
diyecek miyim?
nasıl yaptığını ben bilirim de, 
ne yaptığını biliyor musun?
söylediğin şarkılar değil,
anlamadan dinlediğim.
utanıp bakamadığım,
güzelliğin değil. 
kendin, dupduru kendin!
o gece anladım sendin.
“kim bu adam?” demedin.
bana göz değmemiş 
bi sabah verdin.
şimdi ilk kez görüyormuş gibi
bakarken güneşe,
içimde salakça bi neşe,
hatta nanik atıp geçmişe!
teşekkür ediyorum sana, 
beni hatırlattığın için bana!
artık biliyorum ki… 
kucağımızda yaşadığımız acılar,
bitmeyen, usandıran sancılar
ve 
bizim gibi hancılar,
kim bilir kaç yolcuyu daha uğurlayıp,
ruhumuzu gözyaşlarımızla yıkayıp,
kalkacağız her düştüğümüzde!
paylaşmaktan korkmadan,
sevmekten bıkmadan,
vazgeçmeyeceğiz bu ortaklıktan!


28.07.2011

şiir -03915


ellerimi kopardım bu gece!
senden kopardığın,
yamuk yumuk ellerimi!
kim bilir hangi düzgün eller
dokunurken sana...
taptığım kadına!
öyle çirkin,
öyle çaresiz
duran ellerimi…
bileklerimden kestim,
kesip attım!
hiç yanmadı canım!

sen yangını,
yüreğime sor..!

sağ yanımı bıraktım
soğuk,
karanlık,
soluksuz,
bi sokak lambasının altına!
uyumayacaksın artık sağ yanımda!
kokun aklımı çelmeyecek,
uykumun en derininde
uyanıp öpmeyeceğim seni…
bitecek bu kabus, 
bitecek!

kollarımı kopardım,
omuz başımdan.
git!
git artık başımdan!
sarmayacağım belini,
kimbilir nerelerde kirlenmiş tenini…

rüyalarımı eskiciye verdim…
başka ahmaklar görsün diye!
renkli, umut dolu
ve
hepsi mutlu sonlu!
içinde ben yokum,
başrolde hep sen!
hayırdır inşallah desen,
ana avrat küfrederim..!


21.08.2011

şiir -00666


bi cinayete kurban gittim,
Şişli’de ismini bilmediğim bi sokakta.
gece yarısı,
hiç beklemediğim bi anda!
tanıdığım bi dostumun kapısının önünde,
tanıdığımı sandığım sevgilim vurdu beni.
tam da kalbimden,
gıkım çıkmadı, kanım akmadı!
kalbim hala o sokağın ortasında yatıyor,
cansız
ve 
bi sokak kedisi gibi…

cinayet aleti bende kaldı,
hala saplanıyor kalbime bıkmadan usanmadan!
salak bi çanta ve
iki çift lafla öldürüldüm!
parmak izini bulamadılar katilin,
kalbimdeki izini de ben silmeye çalışıyorum… 
şikayetçi olmadım,
zabıt da tutulmadı.
dilim tutuldu, ifadem bile alınmadı…
tutanak da yok, şahit de!
kim bilir polis gelse,
intihar yazacaktı, belki de nefsi müdafaa…
korkunçtu manzara!

emin olun,
ben böyle vahşet görmedim! 
katil,
hala aramızda yaşamaya devam ediyor.
hiç bi şey olmamış gibi
gülüyor resimlerde,
yaptığından memnun.
pişmanlığa dair tek bi çizgi yok,
bakmaya doyamadığım yüzünde…
ve kim bilir kimlerin öptüğü elleri,
hala çok güzel!

ve 
ben hala kanıyorum!

bi sokak lambasının altında,
öldürüldüm hunharca
en yaşamak istediğim anda!


04.08.2011

29 Ağustos 2012 Çarşamba

şiir -00729

yağlı ellerimle tuttuğum,
çay bardaklarında bıraktım
kırk beş yılın izlerini...

büyüdüm,
büyüdüm de ne oldu?
başım göğe mi erdi!
nereye erdi bilmem ama,
neyle büyüdüm bilirim…

ne güzel acılardı onlar,

ne şerefli mağlubiyetlerdi!

acıta acıta büyüttü bizi!

neleri kaybetmedik ki…
neleri ertelemedik,
ne ıskalar geçtik!

ama korkudan eser yok şimdi…
aramaktan, ağlamaktan
kör olmuş gözlerimizde.
daha kötü ne olabilir be…
karanlıktan daha mı siyah,
kuyudan daha mı derin!

nasırlaşmış ve korkusuz
yüreklerimizde,
hiç bitmeyen aşklar,
unutulmayan sevgililer
ve
hayalperest çocuklar
fink atıyor!

kapı gibiyiz şimdi.
top atsan yıkılmaz misali...
top atsan yıkılmayız,
bi fiskeyle yerle bir..!

20.09.2011

25 Ağustos 2012 Cumartesi

şiir -47961

eski bi şarkı olmuşum artık...
hani yıllar önce dinlemişsindir,
hiç duymasan bi daha aramaz kulakların.
bi gün...
ya biri mırıldanıp geçer yanından sokakta,
ya da yanlışlıkla çalarlar amatör bi radyoda.
birden eşlik edersin düşünmeden,
tek bi satırını atlamadan.
buruk bi tat bırakır yüreğinde,
bi de
eski bi sevgiliyi hissedersin ellerinde.
sonra...
sonra kim bilir bi daha,
nerde çıkar karşına..?

eski bi şarkı olmuşum artık...
çizik bi plakta gizlenmiş son kaydı...
dinledikçe gelir aklına!
aslında unutulmuşun ta kendisidir...
söyleyen de unutmuştur zaten,
garip bestecisi de...
bi gün yazarlar minnacık bi köşede,
hiç satmayan bi gazetede.
"bi yıldız daha kaydı,
ama zaten pek de parlamazdı"

07.12.2011

24 Ağustos 2012 Cuma

şiir -59327

bi vapura bindim,
akşamüstü, ezan vakti!
deniz kokusu burnumda,
biraz üşüyerek,
içim allak bullak,
kafamda sen!
içime çektim kokunu,
denizle karışık,
eskilerden tanıdık...
avucumda ellerin,
ellerinin sıcaklığı dolaştı yüzümde.
ne severdim ellerini!
baktım koca şehre,
güneş içiyordu
susuz rakı içer gibi.
İstanbul sen gibi baktı bana...
Sana benzettim birini,
gülümsedim...
senin kadar kötü davranmadı bana...
dokundum vapurun demirine,
tuttu elimi yol boyunca...
senin gibi bırakmadı beni,
acımasız bi karanlığın ortasına!
kimse görür mü diye ürkek,
okşadım vapurun demirini...
senin kadar uzak gelmedi bana...
sonra kendime baktım...
yüzüm bembeyaz,
ellerim vapurun demiri gibi,
soğuk, paslı, korkunç!
kendime ağladım,
gözlerim kupkuru!
indim usulca vapurdan,
karışıp kalabalığın içine...
yürüdüm...
tanımadığım insanların arasında!
hiç biri,
senin kadar yabancı gelmedi bana!


16.07.2011

şiir 00543

götümden uydurduğum aşklar yaşıyorum...
el "heyecanıyla" terliyor avuçlarım.
kendi kendime gelin güvey olup,
düğün bayram ediyorum utanmadan!
başkalarının sevdalarını çalıyorum,
müebbet yalnızlığıma merhem olsun diye!
hiç tanımadığım bi sevgilim var.
ne sesini duydum,
ne ellerinde eridi
buz gibi çirkinliğim!
her akşam buluşuyoruz Taksim'de.
önce bi yemek
ardından bi yudum konyak, bi fincan kahve!
adını sormadım,
biliyorum...
söylemez bana
sorsam da...
o birine fısıldamış bi kere,
o biri de, yazmış yüreğine...
yüzü aklımda,
gözlerim kapalı olsa da...
her akşam ona götürür yollar beni,
her sabah kapısından geçerim...
buyur etmez içeri,
taş olur yüreğim!
yalan aşklarımdan,
sahici acılar yaratıp,
başkasının ateşlerinde yanıyorum!
kurunun yanındaki yaş misali...
ve 
üçüncü tekil şahıstan öte gitmeyen gölgemle!
hiç olmayan sevgilimin,
hiç dinmeyen hasretini,
bin yıldır söylenen türkülerde dindiriyorum!
ne dağları deliyorum,
ne çölleri aşıyorum...
kendi ellerimle sapladım bu hançeri,
benim sandığım yüreğime!

her yalana,
sapına kadar gerçek bi ömür veriyorum!

24.08.2012








17 Ağustos 2012 Cuma

şiir 00000

bin yıl bekledim bu tufanı...
bin gözüm kapıda,
bin kulağım kirişte!
afrika'nın ortasında
bi fil mezarlığında...
kendi kıyametimi bekledim!
bütün koridorlarını geçip
bu labirentin,
ulaştım kendi kanlı zaferime!
kulaklarım uğulduyor.
hiç ses yok!
hiç ışık,
hava,
su,
yok!
paramparça kollarımda
sakladığım kahrolası bi gidiş sadece!
yine...

cesedime bakıyorum günlerdir.
kan içinde
ve
soğuk!
mutlu!
yaşamak için hiç bi sebep yok!
hiç bi kapıyı açık bırakmadılar ona...
hiç sabahı olmadı,
bitmez nöbetler tutarken
güneşe bi selam çakmak için,
çöktü üstüne karanlık
en ışığa aç anında!
ve
ilk önce aşk öldü...

gerisi çok daha kolaydı zaten.

rüzgarsız dolar mı yelken,
nasıl ulaşır limana bu delik deşik yürek!
ateşler içinde titreyerek kurduğun düşler,
haramilerin anlık gerçeği olduğunda...
hangi Mecnun geçer bu çölü?
geçse bulduğu Leyla mıdır sanki?
bi masal böyle biter mi?
her bi şeyi tamam da...
hani bunun iyilik meleği?
evvel zaman içinde...
peki şimdi nerde?

kabustan uyanmak,
ya da
ölüme yatmak seçenek midir, ulan!

yerim hazır...
bedenim çoktan çürümeye başladı bile!
kanım çekiliyor yavaş yavaş...
soğuk hiç bu kadar üşütmemişti...
ve
ölüm hiç bu kadar güzel görünmedi bi insana!
sonsuz karanlığın içinde
hiç bu kadar beyaz
bu kadar huzurlu
bu kadar yakın
gelmedi bana!
ayın ışığı meğer güneşten de sıcakmış!
meğer...
ay, ilk akşamdan doğarmış!
meğer...
bana güneş hiç doğmayacakmış!

fil mezarlığı aydınlandı şimdi...
cesedim,
parlıyor bi yakamoz gibi!
son kez bakıyorum bana...

hiç fena değilim yahu!

mağlup!
korkak!
ahmak!
ve
son derece ölü!

17.08.2012




16 Ağustos 2012 Perşembe

şiir 10000

bitti!
bi baktım...
oyun bitmiş.
bi baktım...
ışıklar yanmış.
bi baktım...
perde çoktaaan inmiş!
bi baktım...
körmüşüm meğer,
hiç bi şey görmüyormuşum!
bi baktım...
gördüm!

yol bitmiş...
duvara kafadan girmişim:)

15.08.2012

şiir 00284

üstüne tanımam aşkın.
zil çalar eteklerim,
ilk gençliğime giderim...
yeniden severim
insanları...
umut dolar içim!
ilk kez duymuş gibi,
yeniden inanırım yalanlara...
dallarım çiçeklenir,
taşar derelerim
ve
yürür can suyu
damarlarıma...
öyle güzel aşık olurum ki...
kaybederim kendimi,
adını yazarım kafa kağıdıma...
soranlara seni anlatırım.
seni yaşar,
sana uyanırım her sabah.
her akşam bi yerlere giderim...
kaybederim yönümü,
bütün sokaklar sana çıkar!
senden ayrılır,
sana varırım sabırsızlıkla.

sen olurum
ve
sana ölürüm...

07.08.2012

şiir 00006

bazen üstüne çok gelirler kızım...
ben o zaman,
susarım!
bin yıl...

konuşsam ağlarım!
susarım!
ağlasam rahatlarım.
susarım!

en kötüsü,
senin karşında susmak kızım.
bi mağlup,
bi dilsiz,
bi ceset gibi...

bazen bi susmak,
bin tane konuşmaktır...

konuşsam ölürüm!
susarım!
ölsem rahatlarım.
susarım!

bazen vazgeçmek gerekir kızım!
bildiğin her şeyden.
vazgeçmezsen, ezerler!
ben o zaman giderim!
hiç bi yere...

kalsam,
yanarım!
yanacaksam illa ki...
ben,
kendimi yakarım!

06.08.2012

şiir 00264

biliyorum kollarında ölmeyeceğim!
biliyorum bu rüzgar alır götürür seni...
hiç iyi gelmez bana bu rüzgarlar.
savurur,
kırar kolumu kanadımı!
biliyorum hiç sevmedin beni
ve
hiç düşünmedim bunu:)
acılarımı katık edip,
sevdamı içtiğim gecelerde.
sarhoş olamıyorum artık
ama
hep başım dönüyor.
kimseler görmesin
diye sakladığım yırtık yüreğim
yama tutmuyor
paramparça ellerimde!
kan içinde ellerim,
kanadılar sökerken yüreğimi.
ağlamadım,
hiç acımadı
sadece kanadı sabaha kadar!
her gece
bi kez daha öldürüyorum aşkımı!
bi kez daha
kaçıyorum kendimden
ve
kaçırıyorum fersiz gözlerimi senden...
ne çare!
sana bakıyorum neye baksam.
sana yanıyorum neye dokunsam!
sökülüp geliyor dünyanın bütün acıları...
dökülüyor bütün yılanlar, çıyanlar
ve
akbabalar bekliyor başımda!
çoktan ölmüşüm
ama
öyle güzel canlı taklidi yapıyorum ki...
kimse anlamıyor..!

beni...

31.07.2012

şiir 00001

bi delikanlı gibi sevdim seni...
heyecanlı
ve
acemi
ve
çocuk gibi...
köpek gibi
korkarak!
ve
onursuz!
sonsuz!
sadece sevdim seni,
beni sevmeni
umursamadan!
ve
umutsuz...

26.07.2012

şiir00947

bilir misiniz doğrusuz adamın hikayesini?

her şeyi yanlış...
ve 
eksiktir!
kaldığı zaman mağlup,
gittiğinde korkak.
gülüşü yersiz,
ağlaması çaresiz.
sevdası karşılıksızdır!

yalandır aşkları
ama,
deli gibi sever!
deli..!
derler.


ve
kabul edilemez hayalleriyle,
bütün iyi niyetiyle,
ne
İsa'ya...
ne 
Musa'ya
yaranamaz!
can sıkar, 
canı yanar!

ve
hep
ödünç yaşar:)


ve
attığı her adım,
suya yazılmış yazı gibi...
eğri büğrü,
silinmeye mahkum.
yolları hiç bir yere gider!
hiç kimseyi bekler,
hiç kimse gelmez!
aşkı tapon,
şansı kupon,
piyangosu amorti bile değildir!
yanlış tarihte
yanlış bilete bakar!

ve
yanlış bi limana sığınıp,
yanlış bi şarkı tutup,
onurunu unutup,
yanlış aşklara ağlar!

ve
hep
berbat şakalara güler!

03.08.2012