sesin çınlıyor kulaklarımda!
yüzün aklımda...
adresini aldım Tatavla'nın kaldırımlarından.
bi martı çığlığı uzaktasın bana...
bi de,
bi kestirme buldum kendime.
kimselere söylemem!
vaktim çok yürüyeceğim ben:)
nefesimi kesen yokuşlarında,
beni bekliyor tantiğim.
soluklanıp,
iki yudum ev likörü içerim
ruhum üşüse...
üç beş köpek yolumu kesse,
sığınırım bi kahveye...
ya da,
köşedeki börekçiye!
eskimiş bi saat gibi,
geç kaldım yine...
yağmur içime yağıyor,
Feriköy'ü seller almış.
sarhoşum.
yıkıla yıkıla Eşref Efendi'den,
Pangaltı'ya çıkıyorum.
Garbis mi koydu gene rakıları?
hiç geçmez O'nun sarhoşluğu.
Kristin görse kesin dalga geçer:)
yüzler yürüyor yanımda,
ayaksız
ve
gövdesiz...
mangal yürekli.
hepsini tanıyorum!
bin yıllık akrabalarım.
hasretle sarılıyorum yüzlerine...
yüzlercesine!
ahpariğim güzel sesiyle
şiir ağlıyor yüreğime!
Diko!
tut elimi...
yüküm ağır
ve
yorgunum
ve
tükendim,
kardeşim!
sancım sızlıyor akşamları!
sabahleyin,
unutuyorum hepsini şerefsizim.
tıpkı Çeto'nun balıkları gibi!
sadece akşamları ağlıyorum.
türkü dinlerken...
...Talin gibi!
keşke,
öyle güzel ağlasam.
bin yıl ağlarım!
koca bi aşkı öldürmüşüm bu yürekte!
bu cansız bedenle,
bu cesedi nasıl taşırım..?
yüreğimi Liz'in minik ellerine bıraktım...
hayalet bi troleybüs'e bindim Osmanbey'den.
kesin garaja gider!
nasılsa mahalleden geçecek.
Ardaş abi'ye rastlarım,
Garen'i sorarım.
olmadı Yeran'lara uğrarım,
Sinan'ı da göresim gelir.
belki Karin'ler evdedir...
Varbet'le oturup çay içerim dernekte,
o da mı zor!
sen buraları bana sor...
bin kere gelsen dünyaya
ve
bi kere düşse yolun buraya,
anlarsın beni!
biter oyun.
alkış kıyamet
ve
selamlarım İstanbul'u...
Anadolu'yu...
dünyayı!
yine yanlış yerde eğilip,
tıpkı bi dıngıl gibi...
perde son kez kapanır bana.
dizlerim titrer son kez
ve
salon dolmuş mu diye bakarım.
Mirella, Sayat, Arden
bana bakar,
en tekniğinden!
iki yudum viskiyi paylaşırım baron Vahriç'le...
Selin seslenir uzaktan,
"haydi Ortak! ayağa kalk..."
Son Durak burası!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder