kaç leşi var bilir misin?
kaç cinayet
ve
nihayet!
bu gece rastladım
o salak çocuğa...
ağlıyordu yine.
aldırmadan soğuğa!
yalan bi aşkın peşinde,
aynı çığlık dilinde
ve
göğsünü delen aynı bakış...
bu ne bitmez yakarış!
yaralanmış yine,
aç yüreği soluksuz.
her cani gibi onursuz!
sürüklüyordu,
berbat kaderini İstiklal Caddesi'nde.
ne bi isyan
ne bi talep.
her sona razı,
çökmüşken gecenin ayazı!
aynı yüzsüzlükle
hiç bi şey dilenen,
uykusuz bi dlenci...
kırıldıkça direnci,
daha bi sıkı sarılmış
aynı hayale!
çok da komik üstelik,
bu haliyle...
yine inanmış
kendi söylediği yalana.
izin vermiş bu kahreden talana!
karşımda titriyordu,
henüz bitmiş işi
ve
yine nefes alamıyordu!
zor aldım elinden,
buruşuk bi kağıtla,
çoktan tükenmiş bi kalemi!
az daha ihbar edecekti kendini.
"bana anlat" dedim...
kussun
ve
açılsın istedim.
en iyi bildiği şeyi yapıyordu...
konuşsa ölecek oracıkta,
ölümüne susuyordu!
yine çaresiz,
yine gereksiz
ve
hala çok yeteneksiz!
eli kanlı bi katil.
şuursuz bi tetikçi!
hala salak
ve
daha cahil!
ve
her katil gibi,
dönmüştü cinayet mahalline.
gidemiyor ki başka bi yere!
yüreğindeki aşkı öldürmüş...
tepeden tırnağa aşıkken yine!
üstü başı kan içinde...
Pera'da çıktı karşıma.
gözünü bile kırpmadan baktı bana!
ne pişmanlık
ne içini kemiren bi keşke...
öyle hazırdı ki başına gelene.
gizlemedi bile ellerini,
üzerindeydi hala cinayet aleti.
üzerinde ne kelime!
yüreğindeydi o paslı bıçak
ve
kan gölüydü yürüdüğü sokak.
korkuyordu yine beyinsiz korkak!
her cinayet aynı şekilde...
kurban yine yaşıyorken
en sevilesi haliyle!
kendini öldürmüştü bizim ahmak!
ne polis peşinde,
ne mahkum olmuş bugüne dek.
ya nefs-i müdafaadan yırtmış,
ya da
hep şartlı tahliye!
yemin de vermiş,
"bi daha asla!" diye...
ayaküstü sustuk
ve
yürüdü gitti!
konuşsa, diyecekti...
"tamam, bu da bitti!"
22.09.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder