17 Ağustos 2012 Cuma

şiir 00000

bin yıl bekledim bu tufanı...
bin gözüm kapıda,
bin kulağım kirişte!
afrika'nın ortasında
bi fil mezarlığında...
kendi kıyametimi bekledim!
bütün koridorlarını geçip
bu labirentin,
ulaştım kendi kanlı zaferime!
kulaklarım uğulduyor.
hiç ses yok!
hiç ışık,
hava,
su,
yok!
paramparça kollarımda
sakladığım kahrolası bi gidiş sadece!
yine...

cesedime bakıyorum günlerdir.
kan içinde
ve
soğuk!
mutlu!
yaşamak için hiç bi sebep yok!
hiç bi kapıyı açık bırakmadılar ona...
hiç sabahı olmadı,
bitmez nöbetler tutarken
güneşe bi selam çakmak için,
çöktü üstüne karanlık
en ışığa aç anında!
ve
ilk önce aşk öldü...

gerisi çok daha kolaydı zaten.

rüzgarsız dolar mı yelken,
nasıl ulaşır limana bu delik deşik yürek!
ateşler içinde titreyerek kurduğun düşler,
haramilerin anlık gerçeği olduğunda...
hangi Mecnun geçer bu çölü?
geçse bulduğu Leyla mıdır sanki?
bi masal böyle biter mi?
her bi şeyi tamam da...
hani bunun iyilik meleği?
evvel zaman içinde...
peki şimdi nerde?

kabustan uyanmak,
ya da
ölüme yatmak seçenek midir, ulan!

yerim hazır...
bedenim çoktan çürümeye başladı bile!
kanım çekiliyor yavaş yavaş...
soğuk hiç bu kadar üşütmemişti...
ve
ölüm hiç bu kadar güzel görünmedi bi insana!
sonsuz karanlığın içinde
hiç bu kadar beyaz
bu kadar huzurlu
bu kadar yakın
gelmedi bana!
ayın ışığı meğer güneşten de sıcakmış!
meğer...
ay, ilk akşamdan doğarmış!
meğer...
bana güneş hiç doğmayacakmış!

fil mezarlığı aydınlandı şimdi...
cesedim,
parlıyor bi yakamoz gibi!
son kez bakıyorum bana...

hiç fena değilim yahu!

mağlup!
korkak!
ahmak!
ve
son derece ölü!

17.08.2012




2 yorum: